Kurucumuz

Celal OĞUZ
Oğuz Fen Bilimleri
Eğitim Kurumları Kurucusu

ÖZGEÇMİŞİM : 25 yıl, ülkeme öğretmen ve idareci olarak hizmet verdim. Başarılı çalışmalarımdan dolayı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Eğitimci olarak yurt dışında görevlendirildim.4 yıl yurt dışında yurdumu en güzel şekilde temsil ettim.

  1987’den beri dershane, okul, kurs vb. kurumların kuruculuğunu yapmaktayım. Başta İstanbul olmak üzere birçok yerde uğraş vermekteyim.

SAYIN VELİ;

İnsanlar sahip oldukları şeylerle değer kazanıyor.

Çok şeye sahip olmadığız zaman “değersiz” olduğunuz öğretiliyor.

. Varoluşumuz,

.Toplumsal kimliğimiz,

.Bireysel kimliğimiz sahip olduğumuz şeylerle özdeşleşiyor.

Sahip olma güdüsü paylaşmayı değil paylaşmamayı öğretiyor. Güdüyü hırsa dönüştürmeyelim. İnsan insanı sevmiyor. Dünyayı saran asıl kirlilik budur.

“Çıkarcılık” insana kendinden başkasını sevmemeyi öğretiyor, bencilliği öğretiyor, paylaşmamayı öğretiyor.

Çocuğumuza sevmeyi ve paylaşmayı aşılayalım.

Umutlarımız, umutsuzlukla kirletiliyor, izin vermeyelim. Çünkü “umut”, bir şeyin gerçekleşmesi ihtimalinin verdiği ferahlatıcı bir duygudur.

Çocuğumuzun duygularını önyargılarla, baskılarla, korkularla kirletmeyelim. Nefretin yerine SEVGİNİN, düşmanlığın yerine DOSTLUĞUN nasıl geldiğini görelim.

İşte mutluluğun 3 ayağı : Doğru üretim, paylaşım,  sevgi.

Biz, Oğuz Fen Bilimleri Eğitim Kurumları olarak mutlu olmayı bilenleriz. Gelin bize katılın siz de mutlu olun.

Çocuğunuzun kaydını herhangi bir okula, kursa yaptırmadan önce, o kurumu iyice tanıyın.

 Örneğin ;

.Seçeceğiniz kurumun yeterli ve profesyonel bir kadrosu var mı?

.Kurum çağdaş, demokratik, cumhuriyet değerlerine saygılı eğitim ve yönetim anlayışına sahip mi?

.Öğrenmeyi kolaylaştıran, zevkli kılan, bilimsel öğretim modelleri ve uygulamaları var mı?

.Kullanılan öğretim materyalleri nitelik ve çeşitlilik bakımından yeterli midir?

.Alınan ücret karşılığı, yapılacak ders sayısı ve ek çalışmalar konusu mutlaka sorulmalıdır.

.Rehberlik hizmetleri, Ölçme ve Değerlendirme hizmetleri de sorulmalıdır.

.Öğrencinin derse devamı ve başarısı ile ilgili sayısal veriler sürekli tutulmakta mıdır?

.Velilerle düzenli bir iletişim sistemi oluşturulmuş mudur?

.Psikolojik Danışman ve Rehberlik Hizmetleri öğrencinin-ailenin, tüm öğrencileri ve aileleri destekleyen geniş bir perspektifle yürütülmekte midir?

 

DEĞERLİ ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIM ;

   Öğretmenlik zor ama, zevkli bir meslektir. Özel öğretim kurumları öğretmenliği ise; çok daha zor ve sorumluluk isteyen bir iştir. Belirli bir hedefe yönelerek ve iki değerli şeyini ; PARA ve ZAMANINI vererek özel kuruma devam eden öğrenci ve veli beklentileri bazen çok abartılı olabilmektedir.

  Ama ne olursa olsun, özel kurum öğretmeni ; öğrencisini ve velisini memnun etmek durumundadır.

Olumlu Öğretmen Davranışları Hakkında Şunları Söyleyebiliriz :

.Öğretmen, konusu ile ilgili bilgi otoritesine sahip olmalı.

.Önceden; işleyeceği konuyu gireceği sınıfların özelliklerine göre hazırlayıp, planlama yaparak olaya konsantre olmalıdır.

.Aksi halde dersin işleniş temposunu, heyecanını yakalamakta zorlanır.

.Öğretmen öğrencisini tanımalı.(Fiziksel, sosyal, psikolojik, zihinsel…)

.Öğretmen dersin verimini arttırmak için beden dilini iyi kullanmalıdır.

.Öğrencilerle sürekli göz iletişimi kurmalıdır.

.Öğretmen Beden Dili aracılığıyla farkında olmaksızın ilettiği olumlu ve olumsuz mesajları :

  • Siz benim için önemli ve değerlisiniz,
  • Başaracağınıza inanıyorum.

 

Ya da;

  • İster öğrenin, ister öğrenmeyin umurumda değil.
  • Zil çalsa da sizden kurtulsam.

 

.Öğretmen, derse zamanında girip, zamanında çıkmalıdır. Geç kalınca öğrencilerden özür dilemelidir. Ayrıca, nasıl ve ne giydiğiniz, öğrencileriniz ve velileriniz üzerinde bir etki yaratır.

.Öğretmen bulduran, yaptıran ve çözdüren olmalıdır.

.Dikkat: Ders anlatırken öğrencinin dikkatini, yaklaşık 10 saniyenin  3 saniyesinde tutabildiğimizi araştırmalar göstermektedir. Geriye kalan 7 saniyeyi öğrenciler farklı düşünceler ve laf yağmurlarıyla geçirmektedir. 40 dakikalık bir ders saatinde 12 dakika tutabiliyoruz.

.Tek düze ve vurgusuz bir ses tonuyla anlatım, bir ders için en tehlikeli  durumlardan birisidir.

.Onlara dersin başında izlenebilir ve anlaşılır bir yol haritası verin.

 . Dersinizi çok akıcı bir şekilde işliyor olabilirsiniz. Ancak sizin ne anlattığınız ve nasıl anlattığınız elbette ki önemlidir, ama öğrencinin ne anladığı ve ne kadar anladığı daha da önemlidir.

  Ortak paydalarımız şunlar olmalıdır :

        . Ezberciliğe değil; analize, uygulamaya ve sentez yapmaya,

        . Şekil ve kalıpçılığa değil ; kişilik geliştirmeye ,

        . Başarısızlığı ölçmeye değil, başarıyı ölçmeye ,

        . Eleme ve sistemin dışına itmeye değil, isteğe ve yeteneğe göre değerlendirmeye ve yönlendirmeye,

        . Programı merkez almaya değil  öğrenciyi merkez almaya,

        . Tek kaynağa değil kaynak zenginliğine ,

        . Verileni aynen kabul etmeye değil ; özgür ve bilimsel düşünmeye ve mantığa,

        . Zorlamaya değil isteklendirmeye ,

        . Korkuya ve otoriteye dayalı değil ; sevgiye, değerlendirmeye ve demokratlığa dönük bir eğitim anlayışa uygulamasına,

         Değerli Arkadaşlarım ;

  Velilerle iletişimin işinizin bir parçası olduğunu kabul edin.

     . İyi görünmek için mutlaka pahalı ve çok sayıda elbisenizin olması gerekmiyor.

     . Güzel giyinmek ayrı şeydir, çok elbiseli olmak ayrı. Kendine yakışanı giymek ayrı şeydir.

Sevgili Öğrenciler,  Değerli Öğretmenler ve Veliler; “ Şimdilik Üniversite sınavı Şartı” Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, bu yıl değiştirilen Üniversite sınavı ile ilgili olarak şunları kaydetti: “YÖK tarafından daha sade, daha basit, daha anlaşılır bu sistemi öğrencilere tanıtmak için bütün okullarımızda rehber öğretmenlerimizle bir tanıtım kampanyası yapacağız. Yekta bey ile görüştüm, halkımızdan gelen görüşlerin her birinin dikkate alınarak sistemi ortaya koyacaklarını ifade etti.

    Ortaokullar için söylediğim eksikliklerin aynısı lise sonlar için de geçerliydi. Sınavların önemini azaltmak lazım. Böylece stres de azalıyor.

Liseden mezun olan öğrenci sayımız 900 bin kadar. Üniversite kontenjanları da 900 binin biraz üzerinde, ama üniversite sınavına daha fazla insan giriyor. Bunun gerekçesi var. Eğer bekleyenlerin problemlerini bir şekilde çözmüş olsak o 900 bin öğrenciye 900 bin kontenjan var.

Herkes tıbbı, mühendisliği seçmek isterse o zaman ne olur?

Yönlendirmeyle ile en ideal olanı yapmak gerekiyor. Ama Türkiye henüz buna hazır değil. Şimdilik bu sınavı yapmak zorundayız.”

TEOG (kaldırıldı)

Yeni sistemin adı:

Tercihe Bağlı Serbest Kayıt Sistemi

TEOG yerine getirilen yeni sistem açıklandı. Buna göre 600 lise sınavla öğrenci alacak, isteye tüm 8. Sınıf öğrencileri sınava girebilecek.

60 soruluk tek sınav haziranda sınava girmeyen ya da kazanamayan, en yakın liseye gidecek. Yabancı liseler kendi sınavını yapabilecek. 600 civarında lise, mayıs ayında MEB tarafından ‘’ sınavla öğrenci alan okul ‘’ olarak ilan edilecek.

İsteyen tüm 8. Sınıf öğrencileri bu 600 okul için MEB tarafından merkezi olarak yapılacak sınava girebilecek.

Haziranda temel dersleri içeren 60 soruluk sayısal ve sözel testlerden oluşan tek oturumlu sınava girecek öğrenciler.

90 dakika boyunca Türkiye’nin en iyi liseleri için yarışacak. Sınav sonları 5 tercih hakkı verilecek öğrenciler, tercihlerine göre kazandıkları okullara yerleştirilecek. Bu kapsamda öğrenciler kendi illeri dışındaki okulları da tercih edebilecek. Ancak sınava girmeyen ya da girdiği halde kazanamayan öğrenciler ise adreslerine en yakın liseler için tercihte bulunacak.

Lise tercihi için mahalleler yerine “Eğitim Bölgeleri” belirlenecek. Böylece öğrencilerin istemediği bir okul türüne kaydolması önlenecek. Yabancı liseler ile bazı özel statülü liseler de kendi sınavlarını kendileri yapabilecek. Bakan, yeni sistemi detaylarını şöyle anlattı:

.”Adresine en yakın liseye yerleştirilecek. Eğitim bölgesi ve sınavsız mahalli yerleştirme sistemini getirdik. Bu sistemde öğrencimiz, adresine en yakın okula yerleştirilecek.

.”Ortaokula kayıt sırasında lisesini de öğrenecek.”

.Farklı düzeydeki öğrenciler aynı sınıfta,

.”Hedef Sınavsız Geçiş” liselerimiz başarılı oldukça o nitelikli okullar bölümüne alınacak. “600 Okul Belirlenecek.” Öğrencilerin %91 ‘si böyle yerleştirilmiş olacak. Nitelikli okullar var. Mesela Fen Liseleri. Ülkemiz genelinde 17 bin 749 Ortaokulumuz var. Farklı türlerde olmak üzere de 11 bin 57 lisemiz var. 8. sınıfta  da 1 milyon 200 bine yakın öğrencimiz var.

Ülke genelinde belirlediğimiz farklı illerdeki sınırlı sayıdaki okulumuza  sadece isteyen 8. sınıf öğrencilerinin girebileceği bir sınav hazırladık.”

Sevgili öğrenciler ;

Haziranda tek sınav olacak, sonuçlar da Haziran ayı içerisinde açıklanacak. Sınav, merkezi olacak, hepsi bulunduğu illerde yapılacak. Yine kendi okulunda, kendi sınıfında girecek. Bütün sorular merkezden bakanlığımızca hazırlanacak.

Sözel ve sayısal 60 soru. Sınav, çoktan seçmeli soruların yer aldığı,  sözel ve sayısal olmak üzere 2 bölüm ve tek oturumdan oluşacak. Sınav temel dersleri içerecek. Toplam 60 sorudan oluşacak ve 90 dakikalık bir süre verilecek.

Sınavı, 8. sınıf müfredatı ağırlıklı olmak üzere, 6. 7 . ve 8. sınıf ders müfredatına, bu müfredatla amaçladığımız kazanımlara ve ders kitaplarımıza uygun şekilde yapacağız.

“Verdiğimiz her şeyi ölçeceğiz.”

“Örnek sorularınızı yayınlayacağız. 6. 7  ve 8. Sınıftaki kazanımlar çerçevesinde her şeyi soracağız. Sorduğumuz her şeyi ölçeceğiz.”

5 tercih hakkı tanınacak

. Eğitim Bölgeleri oluşturulacak

.Tercihe Bağlı Serbest Kayıt Sistemi

.Geçişlere izin yok

.Ayırım yok

 

Sayın veliler, değerli öğretmenler liselere giriş sistemi hayal kırıklığı yarattı.

.Liselerin farklı kategorilere ayrılması çok ilginç…

.Sınava, adayların % 10’unun girmesi öngörülüyor. Bu noktada yanılgı yaşanmayacak mı ?

. 100 binlerce öğrenciyi 60 soru ile sıralamak ölçme ve  değerlendirmenin ruhuna aykırı değil mi ?

.İkamete dayalı kayıt sistemi tutar mı ?

. Okul bölgeleri belki büyükşehirlerde mümkün ama küçük yerleşim bölgelerinde göç hareketliliğini arttırır.

. ‘’ Her okul türüne göre hiçbir öğrencimizi, istemediği bir başka okul türüne yerleştirmeyeceğiz ‘’ deniyor.

 O bölgede öğrencinin istediği okul yoksa ne olacak ?

‘’ Bundan sonra adres bölgelerindeki liselere farklı akademik düzeylerde farklı ilgi ve birikimdeki öğrenciler gelecek akademik çeşitlilik sağlanacak ve bu okulun başarı seviyesini yükseltecek’’ deniyor.

Sisteme katkı sunan değerli eğitimcilerden herhangi biri, kendi çocuğunu en yakın liseye gönderir mi?

. 3 yılın birikimi 60 soruyla ölçmek mümkün değil, sorular zorlaştıkça özel kurumlara bağlılık artacaktır.

Özet olarak:

 Özel Eğitim Kurumları olarak bizler, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıyız. 5580 Sayılı Özel Öğretim Kanunu ve Yönetmelik Bakanlığın getirdiği mevzuat değişikliklerine uymak zorundayız.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bizler Özel Öğretim Kurumları olarak ,

.Özel Öğretim Kanunu’na (5580)

.Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği,

.Ve Bakanlık tarafından yapılan veya yapılacak olan mevzuat değişikliklerine uymak zorundayız.

 

                                                                                                                                              Mutlu Olun…